Kadınlar, kıllarınızdan utanmayın!

Kadınlar, kıllarınızdan utanmayın!
Kadının meta olduğu, köleleştirildiği, sömürüldüğü zihniyetin en iyi başarısı; kadının bedenini kendine yabancılaştırmasıdır. Kadın kendi bedenini tanımaz ve utanır hale gelmiştir.
Sistemin dayattığı güzellik algısını benimsemiş, o algı ile ”benleşmişizdir”. Buna verilebilecek en iyi örnekler; estetik algısı ve bu algıyı özgünleştirmemizdir. Kaç kadın gerçekten kıllarını aldığında kendini iyi hissediyor? Gerçekten iyi mi hissediyor yoksa iyi mi hissettiriliyor? Kaç kadın yağlarından utanmıyor? Yahut kaç kadın sevişirken orgazm oluyor?
Sistemin estetik algısının en çok uğraşı ve para babalarının en iyi kazanç sağladığı; Kadınların kıllarıdır. Her gün kaç kadın kıllarını aldırmak için kendilerine vakit ayırdıklarını zannediyor? Acaba ilk bacaklarının kıllarını alan kadın kendisini erkeklerden farklılaştırmak için mi ya da kendisini iyi hissetirdiği için mi eziyet uyguladı bedenine? Yoksa kadına, tamamen erkek beğenisinin hoşuna sunulsun diye mi eziyet edildi?
Kaç kadın karanlıkta sevişiyor ya da kaç kadın gerçekten orgazm oluyor?
Ve bu sorgulamaya giden kaç kadın benliğini inkar ediyor ya da kaç erkek rahatsız oluyor?

' Hatırladığım kadarıyla 4 ya da 5 kişilerdi. Yüzleri tamamen kapalıydı. Aralarında sadece 1 kişiyi tanıyabildim. Gözlerinden tanımıştım onu da, saklayamamıştı bakışlarındaki onu. Bakamıyordu suratıma; ya tanınmak istemiyordu ya da biraz sonra yapacaklarından utanıyordu. Köşeye geçti ve kafasını eğerek bekledi.
Arkama geçti diğeri ve önceliğini ağzımı bağlamaya verdi. Tavırları çok acemi ve hızlıydı. Direneceğimi zannetti. Bunun endişesiyle belki de sert davrandı. Oysa ki direnmeyeceğimi söylemiştim en başta. Bu onu dahada asabi yaptı. Önce yırtıkları bez parçası ile ağzımı bağlamalarına sonra pembe çamaşır ipi ile ellerimi ve ayaklarımı bağlamalarına müsaade ettim ve bir vuruşla, sadece bedenimi yere sermeyi başardılar. Oysaki hala karşılarında dimdik duruyordum ben. Ama onlar, Görmedikleri gibi hissetmiyor, duymuyorlardı. Ve o utanç dolu dakikaları başlattılar. Küfürler eşliğinde sırtımı tekmelemeye başladılar ilk önce. Hepsi o kadar öfkeli vuruyordu ki sanki yaşam boyu tüm kinlerini bedenime vurarak kusuyorlardı. Sesimin çıkmayışı, avını yakalamak üzereyken pençelerinin arasından kaçıran aslan gibi vahşileştiriyordu hepsini. Dahada çirkinleşip göğüslerime saldırdılar sonrasında. Işte canım o an acıdı ilk kez; hayır göğüslerim değil içimde bir yerler acıdı derinlerde bir yerler. Bu yüzden olacak ki gözlerimden yaş gelmeye başladı. Tüm kadınlar için ağladım o an orada. Onlar bunu da anlamadılar ağlayışımdan cesaretlenip bu sefer yüzümü tekmelemeye başladılar. En çok gözlerim de hissediyordum darbeleri. İçimde tüm kadınlara ayırabilecek acı vardı. Dayanamıyordum daha fazla bu acıya, çok fazla gelmişti bu ve “bugün bir kadın daha düşürüldü.” diye haykırdım birden. O an: Tüm kadınlara seslendim,Tüm kadınlara koştum. Çok sürmedi saçımı sıkıca saran el ile “durduruldum”. Yere hızlı çarpan suratımla “susturuldum”. Kulaklarım edilen küfürler ile “sağırlaştırıldı”. Tüm bunlar olurken bir ara ,sanırım bir dakika ya da bir buçuk dakika tüm duyularım kapandı. Kendimi sayıklarken buldum kendime geldiğimde, olanlar bitti sanarken ayaklarıma sopa darbeleri hissetmeye başladım bu sefer de. Ama Bu son vuruşlardı artık; yorulmuş ve tüm kinlerini kusmuşlardı. İçleri rahattı artık. Bunun rahatlığı ile
İşleri biten tecavüzcü kadınlar tüm pisliğiyle tek tek yanımdan ayrıldılar.’

Kadın sevişti diye işgence uygulayan devrimcinin(!) zihniyeti ile öldüren babanın, kocanın, abinin zihniyeti ile aynıdır. Bu hikaye hayal ürünü değildir.

Not: Kadına sorgu esnasında soruldu, iddiaları kabul etmedi.